Tatil rehberi

Çıralı - Olimpos - Yanartaş tatil yerleri

Mayıs 9th, 2008 at 04:24am Under Tatil rehberi

Dünyanın en iyi plajlarından biri olan Olimpos sahili geniÅŸ ve uzun kumsalı, fıstık çamları, okaliptus aÄŸaçları gölgesinde ekonomik tatil imkanı doÄŸa ile baÅŸbaÅŸa tatil imkanı veriyor…
Son yılların moda tatil yerinin lacivert berrak denizi bir yana, mitolojik hikayeleri ile Yanartaş, Olimpos antik kent kalıntıları, Ulupınar mesire yeri, çevre gezilerine meraklı olanlara sunduğu zengin ve alternatifli seçenekleri cazibesini daha da artırıyor.

Çıralı, gezginlerin yakın zamandaki keÅŸiflerinden biri, ekonomik bütçe ile tatil yapmak isteyenlerin birinci tercihi. Köyde mütevazi pansiyonlar, aÄŸaç evler, kamp olanakları elveriÅŸli olunca her yıl biraz daha geliÅŸme gösteriyor. Marketler, barlar, kır lokantaları kumsal çardak barları, fast-food kafeler hızla açılıyor. Ayrıca kasap ve eczane Çıralıyı tercih edenlere hizmet veriyor. Sırtını Akdeniz’in manzarası doyulmaz güzellikteki Toros DaÄŸlarına dayamış. Mitolojik öyküye sahip Olimpos, yöreyi kışın bile tatil yapılabilir ÅŸekilde koruyor. Musa Dağı ve Tahtalı Dağı en yakın görüş alanınız içinde göz okÅŸayan siluetler sergiliyor. AnıtlaÅŸmış biçimleri ile çınar aÄŸaçları, Akdeniz’e özgü fıstık çamları, makiler, okaliptuslar teneffüs etmesi hoÅŸ kokulu bitki dokusunu oluÅŸturuyor. Karaburun’dan baÅŸlayıp Olimpos’ta sona eren 3 km uzunluÄŸundaki kumsal özgür biçimde denizden ve plajdan ücretsiz yararlanma imkanı saÄŸlıyor.(Olimpos antik kent giriÅŸi ücretli) İsteyenler antik kent içinden geçerek denize ulaÅŸan deltada denize giriyor, isteyenler kendilerini güneÅŸe teslim edip kumsalın her hangi bir yerini tercih ediyorlar. Bir baÅŸka seçenek ise Çıralı Köyü sahiline günübirlik giriÅŸ ücreti ödeyip, araçları park ederek denizden yararlanmak. Birinci seçenekte bir avantaj derenin denize dökülmesi, zira denizde yüzüp Akdeniz’in binde 28 ya varan tuz oranı nedeniyle kavrulanlar, akabinde daÄŸlardan gelen tertemiz kaynak sularla beslenen dereye girerek bir ölçüde duÅŸ yapar gibi tuzlu sudan arınıyorlar. Haliyle zakkumlarla bezeli sık bitki dokusu içinde antik kent duvarları ve kalıntıları seyrederek yüzmek isteyenlerle bu bölge, bilhassa hafta sonları daha fazla ilgi görüyor. Olimposta deniz dibinde de devam eden kumsal iklim ve alışkanlıklar nedeniyle Caretta caretta kaplumbaÄŸaların yumurta bırakmaya geldikleri sahillerden biri. Bu nedenle sahilde ateÅŸ yakmak yasak. Birkaç çardaklı kır lokantası haricinde bakirliÄŸini sürdüren kumsalda kaplumbaÄŸa yumurta yuvaları metal kafeslerle belirlenip korunuyor. Işıklı büyük tesis ve çevre aydınlatmak için güçlü ışıklar olmayınca gece her yerden daha fazla yıldız görebiliyorsunuz, sessizlik alabildiÄŸine fazla. Buna raÄŸmen AÄŸustos böceÄŸi kuÅŸ korosu, uçan kuÅŸların kanat sesleri gün içersinde sıkça duyulan ses efektleri olarak kentte olmadığınız konusunda ikna edici oluyor. Gün doÄŸumu ise baÅŸlı başına bir şölen, seremoni, hatta doÄŸum. Bu sahillerde coÄŸrafi konum gereÄŸi güneÅŸ denizden doÄŸuyor, daÄŸların arkasında akÅŸam üzeri kaybolurken batışını gören olmuyor. Stresten uzak ortamda tatil yapanlar, hemen hemen her yerde rastladıkları limon, portakal bahçeleri veya aÄŸaçlı bölgelerde gövdelere kurulu hamaklarda yorgunluk atıyorlar. Yılın yorgunluÄŸunu hamak keyfi ile atanlar nedeniyle yaz aylarında en çok satılan piknik malzemesi sıralamasında hamaklar ilk sırayı kapıyorlar. Hamak keyfine bir baÅŸka alternatif ise su kenarı veya aÄŸaç gölgeli alanlarda yapılan aÄŸaç sedirler, köşkler, taraçalar, halılar, kilimler ile kaplanıp yastıklarla oda rahatlığı sunuluyor. Buralara yerleÅŸenler kısa süre sonra yıl boyunca TV de seyredip, basında okudukları sinir bozucu olayları unutup, temiz havaya teslim olarak gündüz gözü uyuma moduna geçiyorlar. Çevre gezilerine meraklı olanlar için Çıralıya komÅŸu yakın koylar bulunuyor. Bunlar arasında Porto Ceneviz ve Sazak koyları en çok gidilenler arasında yer alıyor. Olimpos sahilinden 10.00 - 10.30 saatlerinde ücretli tekne turları ile gün boyu gezenler, sahillerde yüzüp doÄŸa yürüyüşleri yapanlar, vücutlarında biriken toksinlerden kurtulup teknede verilen balık veya kanat, makarna, salata, karpuzdan oluÅŸan tekne mönüsünü büyük iÅŸtahla yiyorlar. Dönüş ise 17.30 da yapılıyor.
DoÄŸa yürüyüşlerine meraklı olanlar için iki seçenek bulunuyor. Birincisi Likya Yolu devamı olan 25 km lik Tekirovaya kadar uzanan araçlarında geçebileceÄŸi aÄŸaçlı toprak parkur. İkinci alternatifte ise Çıralı sahiline 3 km kala araçlar park edilip dere atlanıyor, çam ve çınar aÄŸaçları gölgeli orman içinde iki saatlik yürüyüş bu alanda yapılabiliyor. Bir çeÅŸit saklıkent görünümlü güzergah içinde Ulupınardan gelen dere suyunun oluÅŸturduÄŸu küçük gölcüklerde yüzme imkanı da bulunuyor. Yola biraz daha devam edenler Antalya’nın buzdolabı sayılan Ulupınar DeÄŸirmen Restorana geliyorlar. Çıralıda gölgede 40 dereceyi bulan sıcaklara tezat Ulupınarda sıcaklık 25 derece oluyor bu nedenle Antalya’nın en soÄŸuk yeri olarak bilinen doÄŸal klimalı DeÄŸirmen Restorana gelenler yanlarına uzun kollu giyecekler alıyorlar.(Abartmıyorum, lokantanın battaniye servisi de var.) Kulakları sağır eden bir su sesi, ne yalan söyleyeyim kuÅŸ sesini bastırıyor, yine de ardıç kuÅŸları seslerini duyurmak için avazları çıktığı kadar ötüyorlar. DaÄŸlardan aÅŸağı inen içilebilir lezzete, biraz kireçli pınar suları yanınızdan koÅŸarcasına akıp ilerlerde antik köprü civarında bir yerlerde yer altına girip kayboluyor. AÄŸaç köşk ve sedirlere yerleÅŸenler keyif düşkünü Romalıları çatlatırcasına yemeklerini yiyorlar. Rehavet çökenler ise bir de güzellik uykusu çekiyorlar. Tereyağında alabalık, ızgarada çipura, levrek veya et ızgara yiyenlerin yanı sıra, uzun sürede yendiÄŸi ve soÄŸumaması için altında ateÅŸle gelen çoban kavurma da tercih edilen yemekler arasında yer alıyor. Yörük kökenli bir ailenin kurduÄŸu iÅŸletme olan DeÄŸirmen restoranda öyle özel bir spesiyalite yemek yok, başınızda bekleyen garson yok, niye uyuyorsun, kalk git artık gibi bakan da yok, hepsi saygılı, hizmette pervane oluyorlar, herkes kendi halinde kimi sevgilisi, kimi çoluk çocuk ailece aÄŸaç gölgesi, serin hava, su sesi, temiz havanın keyfini çıkartıyor. Bir patates tava, bir gözleme, bir salata, bir bira, acıktıkça sipariÅŸleri yeniliyorsunuz. Masalar da var ama, yer sofrasında yemek yiyenler bir süre sonra mideleri katlanıp ÅŸiÅŸiyor, sırt üstü tuÅŸ oluyorlar!. Çıralıda tatil yapanların bir bölümü ise Kadir’in Yeri olarak bilinen aÄŸaç evlere gidiyorlar. Burada son yılların gözde mekanlarından “Öküz Bar” ise, sabaha kadar ateÅŸ etrafında dans edip kızılderili gibi zıplayıp, dönenlerle dolup taşıyor.

YanartaÅŸ;

Toprak altından çıkan gazların yanmasıyla burada çeÅŸitli yerlerde devamlı alev görülür. Efsaneye göre bu, Belerefon tarafından öldürülen Kimera adlı canavarın dilidir. Anlatılanlara göre: Bir zamanlar Belerefon adlı yakışıklı bir delikanlı vardı. En büyük isteÄŸi Pegasus denen kanatlı ata binmekti. Ancak çok zordu bu ata binebilmek. Pegasus’u ne yapıp yapıp ele geçirmek isteyen delikanlı uÄŸraşır, didinir, sonunda karşısına çıkan iyi yürekli bir yaÅŸlının öğüdü ile Athena’nın Tapınağında bir gece uyur ve rüyasında tanrıçadan bir gem alır. Uyandıktan sonra atı arar, bulur ve altın gemi takarak üstüne atlar. Böylece gökler hakimi olur. Bir gün kaza ile kardeÅŸini öldüren Belerefon çok üzülerek gurbete çıkar. Bir çok serüvenden sonra baÅŸ tarafı arslan, ortası keçi, kuyruÄŸuda yılan olup ağızından alevler saçan Kimera canavarı ile karşılaÅŸmak zorunda kalır. Yayını ve oklarını alarak uçan atına atlar, Kimera’nın bulunduÄŸu yere gelir. Canavar üstünde uçan Belerefon ve Pegasus’a bir ÅŸey yapamaz. Delikanlıda onu oklayarak öldürür. Fakat canavarın ağızından çıkan alevi söndüremez. İşte bu alev yıllardan beri dağın yamacında hala yanmaktadır. Homer ve diÄŸer ozanların eserlerinde sözünü ettikleri alev bu efsanedeki alevdir… Hikaye böyle, tepeye çıkmak ise biraz zahmetli aracı bıraktığınız yerden itibaren taÅŸlarla iÅŸaretlenmiÅŸ dar patikadan yarım saatlik bir yürüyüşle bahsi geçen bölgeye ulaşıyorsunuz Yazın BeyoÄŸlu Caddesi gibi kalabalık olan yolu akÅŸam serinliÄŸinde çıkanlar olduÄŸu gibi, aynı yere mehtaplı gecelerde çıkıp, çeÅŸitli yerlerde yanan ateÅŸi ay ışığı karanlıkta ayin gibi bir şölen seyredenlerde oluyor. Bir baÅŸka gezi yeri Phaselis antik kenti. Tarihte çevresinde bulunan çiçeklerin yoÄŸun kokusu nedeniyle Parfüm Deposu olarak anılan Phaselis Roma İmparatoru Hadrianus’un kış aylarında tatil yeri olarak zamanını geçirdiÄŸi yer olarak da biliniyor. Bir liman kenti olan Phaselis Çıralı’nın doÄŸusunda 20 dakikalık uzaklıkta yer alırken karadan ve denizden gelenlerle en fazla raÄŸbet gören günü birlik mesire yeri olarak ziyaret ediliyor. (GiriÅŸ için ücret ödeniyor).Çıralının batısında yine 20 dakikada ulaşılan bir baÅŸka gezi yeri ise Adrasan (ÇavuÅŸköy) bulunuyor. Kendine has özelliklere sahip Adrasan Çıralı da tatil yapıp gezmeyi sevenlere bir baÅŸka seçenek oluyor.

Nasıl gidilir?
İstanbul’dan özel araçla yola çıkanlar için Bilecik, Kütahya, Afyon, Burdur güzergahı ile Antalya’ya geliniyor. Yolun Bilecik yaklaşım rampaları trafik açısında sollamaya elveriÅŸli deÄŸil. İstanbul’u Antalya’ya baÄŸlayan bu güzergahın bu kadar yıl hala yapılmamış olması oldukça düşündürücü. Kütahya’yı çevre yolu ile geçip, Afyon kavÅŸağına geldiÄŸiniz zaman yolu da yarılamış oluyorsunuz. Bu nedenle yemek molaları burada veriliyor. Burdur sonrası yol satıcıları saÄŸlı sollu sizi durdurup sat,ÅŸ yapmak için el sallıyorlar. ÇeÅŸitli yerlerde trafik radar ekipleri görev yapıyor, hatta profil maket trafik ekip otolarına da rastlanıyor. Burdur baÅŸarılı aÄŸaçlandırma çalışmaları ile zevkli geçilirken yolun bundan sonrası daha sorunsuz ve Antalya’ya yakışır bir güzergahta yaklaşık bir saatlik sürede tamamlanıyor. Antalya Konyaaltı yolunu takip ederek Kemer, Phaselis geçiliyor, Çıralı yön tabelasından 7 km virajlı yoldan inerek köye ulaşılıyor. Köyden Antalya minibüsleri karşılıklı seferler yapıyorlar. Ayrıca dolunca kalkan minibüsler, Pazartesi Kemer, Cuma Kumluca da kurulan pazara gidenlere alış veriÅŸ için sefer yapıyor 3 saat bekleyip dönüyorlar. 19:00′a dek seferler sürüyor. Çıralı- Antalya arası 80 km asfalt yol.
Ne Yenir?

Olimpos sahilinde ve Çıralı yerleÅŸim merkezinde sahil lokantaları, çardaklar, bahçeli fast-food türü cafeler hizmet veriyor. Mönüde balık tercih edenler Sahil Restoran’ın manzara farkını da ödüyorlar. Ulupınar’da yemek yiyenler ızgaralar, meze ve salatalar, gözlemeler ve kavun dondurması yiyebiliyor. Piknik imkanı olanlar soÄŸuk sulara bıraktıkları kısa sürede doÄŸal soÄŸukluÄŸa kavuÅŸmuÅŸ olarak tüketiyorlar. Hobbit Evi’nde yemek yemek isteyenler otelde kalmasalar bile restoranda önceden verdikleri sipariÅŸleri hazırlatabiliyorlar. Restoran deniz ürünleri, alabalık, güveçte kalamar yahnisi, et çeÅŸitleri, zeytinyaÄŸlıları ile tercih ediliyor. Tüm yemekler Kumluca’da kurulan renkli köy pazarındaki yöresel ürünlerden hazırlanıyor.

Bölgede konaklayabileceğiniz otel, motel, pansiyon ve apartlar;

Kadir’in AÄŸaç Evleri Tel:(0-242) 892 12 50 Olimpos / Antalya
Green Point : Kumsala yakın konaklama imkanı karavanlarda yapılıyor. Kamp alanında çadır kuruluyor. Tel: (0-242) 825 71 82
Emin Pansiyon : Ailelerin tercih ettiği klimalı odaları ile hizmet veriyor. Tel: (0-242) 825 71 55
Yasemin PansiyonTel: (0-242) 825 71 27
Oran Pansiyon Tel: (0-242) 825 71 34
Hobit Evi : (0-242) 825 73 14 -21Bölgede bulunan diğer uygun fiyatlı tesisler hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayın

By admin Add comment

istanbul polonezköy tatiline ne dersiniz

Mayıs 9th, 2008 at 04:23am Under Etiketler:
Tatil rehberi

Polonezköy, yemyeÅŸil çevresi ve birbirinden ilginç mimarisiyle yapılmış evleriyle, görenlerin ilgisini her zaman çekiyor.En büyük özelliÄŸi, Polonyalılar’ın iÅŸlettikleri pansiyon ve misafirlerine sundukları yemekleri. YemyeÅŸil doÄŸanın içinde, sessiz ortamda önce yürüyüp gezip, ardından bu pansiyonlarda yemek yemek, gerçekten hafta sonları için bulunmaz bir nimet. Polonezköy, ulaşımın zorluÄŸu nedeniyle ancak belli bir kesime hitap ediyordu. Ancak günümüzde yapılan yeni köprüler ve yollar, ulaşımı çok kolay hale getirdi. Pansiyon ve yemeklerin ünü yanında, at binme, doÄŸa sporları yapma imkanı da eklenince, Polonezköy‘e talep arttı.

Polonezköy‘ün en büyük özelliÄŸi, İstanbul‘un yanıbaşında olmasına raÄŸmen, hala kalabilen yemyeÅŸil doÄŸası… Etrafını çevreleyen orman da eklenince, burası gelenleri büyülü bir atmosferde karşılıyor. Orman içinde yürümek, kros, koÅŸu yapabilir, bisiklete binebilirsiniz. GideceÄŸiniz otel ve pansiyonların yüzme havuzlarından ve spor tesislerinden de faydalanabilirsiniz.Hafta sonu için hem ÅŸehre yakın hem de sakin bir yer arıyorsanız, Polenezköy bulunmaz fırsat…

Polonezköy’de konaklayabileceÄŸiniz tesisler;

Berik Pansiyon & Restaurant (0216) 432 31 11
Club Adampol Dinlenme Tesisleri : (0216) 432 31 54-56
Fredi Pansiyon & Restaurant (0216) 432 30 47
Köyevi Pansiyon & Restaurant (0216) 432 32 38
Polonezköy Country Club (0216) 432 30 51 - 55
Yeji Dohoda Restaurant & Et Mangal (0216) 432 32 14

Polonezköye ulaşım ;

Anadolu yakasında oturanlar için sadece yarım saat. Avrupa yakasında oturanlar için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü geçtikten sonra Kavacık çıkışından 12 km. uzaklıkta olan Polonezköy’e tabelaları izleyerek ulaÅŸabilirsiniz.Polonezköy’e toplu ulaşım araçları ile ulaşım imkanı mevcut deÄŸildir !!!

By admin Add comment

Safranbolu evleri arasında tatil keyfi

Mayıs 9th, 2008 at 04:21am Under Tatil rehberi

Müze kent: Safranbolu Adını bu bölgede yetiÅŸen “safran” bitkisinden alıyor ama, tarihi evleri ve konakları çoktan safranı geride bıraktı bile. Türkiye’de koruma altında bulunan 40 bin eserden 1200 tanesi, mimari dokusu içindeki evlerin kapı tokmakları da ayrı bir yer tutan Safranbolu’da bulunuyor.Unesco’nun Dünya Mirası listesinde yer alan “Müze Kent” Safranbolu gezi severlerinde ilk tercihleri arasında yer alıyor. Geleneksel Türk toplum yaÅŸantısının tüm özelliklerini yansıtan ve çevresel dokusunu koruyarak günümüze kadar yozlaÅŸmadan gelebilen Safranbolu, Dünya Mirası listesine alınan ve Türkiye’de koruma altındaki 40 bin eserden 1200′üne sahip. “Müze Kent”, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliÄŸi yapmış. Kentin ilk sakinleri Gas’lar. Günümüze ulaÅŸan uygarlıklar ise Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyor. Adını bölgede yetiÅŸen safran bitkisinden alan kent, 18. ve 19. yüzyıl evleriyle turistlerin ilgi odağı. Evlerin yoÄŸun olarak bulunduÄŸu çarşı bölgesinde, han, hamam, çeÅŸitli meslek kuruluÅŸlarına ait çarşılar, köprü ve çeÅŸmelerin bulunduÄŸu kale, saat kulesi ve gezginleri ağırlayan tarihidokunun yanı sıra, yayla, maÄŸara, kanyonlar ve Safranbolu’ya komÅŸu Yörük köyü, Yenice, Eftani, Ovacık, Eskipazar gibi yerleÅŸim bölgeleri de görülmeye deÄŸer güzellikler sergiliyor.Sürekli yapılan restorasyon ve düzenlemelerle makyajlanan tarihi kent. Ziyaretçilerini tiyatro dekoru veya dev bir maket gibi karşılıyor. Karabük içinden geçip Safranbolu’ya yöneldiÄŸiniz zaman tepede karşılaÅŸtığınız yerleÅŸim alanında günümüz mimarisinin yanısıra tipik Safranbolu evlerine de rastlıyorsunuz ama bozulmadan içine yeni yapı karışmadan kalabilmiÅŸ gerçek Safranbolu biraz daha aÅŸağıda yer alıyor. Tarihi kenti tepeden görüp kalbine doÄŸru yaklaşırken, eski fakatbakımlı görüntüsü ile karşılaşıyorsunuz.Asfalt yol kentin yanından merkeze yakın geçerek uzanırken, mimari doku kendine has özellikler taşıyan tipik evleriyle açık hava müzesi içinde olduÄŸunuzu müjdeliyor. Nereye gideceÄŸinizi, neleri görebileceÄŸinizi, nerelerden geçeceÄŸinizi kısacası kentin genelini uzaktan incelemek istiyorsanız iki yakada iki önemli tepe size gözlerinize sığmayacak bir panorama sunuyor.Hıdırlık Tepesi kale duvarları ile çevrili, içinde türbe, oturma, dinlenme üniteleri barındırıyor. GiriÅŸi ücretli zirveden bakışta, kent sabah ışığını karşıdan alırken tablo gibi seyir zevki yaÅŸatıyor. Bu noktadan Cinci han, tarihi camiler, birbirinden farklı güzellikteki evler omuz omuza vererek eÅŸi benzeri bulunmayan mimari dokuyu oluÅŸturuyor. Bu açı aynı zamanda Hıdırlık Tepesi boyunca devam ederken mezarlık alana kadar çeÅŸitli yerlerden fotoÄŸraf çekmek, resim yapmak için olanak tanıyor. DiÄŸer bir seyir imkanı ise Tarihi Safranbolu saat kulesinin bulunduÄŸu zirveden yapılabiliyor. Parke taÅŸ kaplı sokaklar aşılıp çıkılan yokuÅŸtan görülen manzarada yine aynı dokunun bu defa karşı yakası seyrediliyor. Çarşılar, evler camilerTarihi Safranbolu merkezi son yapılan düzenlemeyle yeni bir çehreye bürünmüş. Tarihi cami çevresi düzgün parke döşenmiÅŸ,oturma üniteleri, banklar ile süslenmiÅŸse de yeni kent mobilyaları eski kente uyum saÄŸlayamamış, yani aşı tutmamış. Bu soÄŸuk karşılamalı meydanın etrafı ise son yıllarda sayıları bir hayli artan ve ticari olduÄŸu çok belli olan hediyelik eÅŸya ve Safranbolu lokumcuların iÅŸgaline uÄŸramış. Çarşıya doÄŸru yönelirken hediyelik eÅŸya dükkanları vitrin ve tezgahlarında sergiledikleri ev ve pencere maketleri ile renklenirken Safranbolu’ya ait olsun olmasın tüm hediyelik eÅŸya, örtü ve bezlerin, bibloların satıldığı bir çarşı olmuÅŸ.Demirciler bir tarafta, hediyelik eÅŸya dükkanları diÄŸer tarafa uzanırken çarşı bir zamanların çalışarak yaÅŸanan çarşısından çok satış yapılan turistik pazara dönmüş. Araç trafiÄŸine kapalı parke sokaklarda yapılan yürüyüş sırasında GüneÅŸ saati, Kanyon, Cinci Hanı, 1796 yapım tarihi taşıyan İzzetpaÅŸa camiyi geçerek çarşının sonuna Musalla mahallesine ulaşıyorsunuz. Bu bölümde boncuklarla süslü dekoratif bir saraç diÄŸerlerine göre farklılık gösteriyor.Hüsnü Yıldırım 47 no lu dükkanın dekoru için yıllarca uÄŸraÅŸmış. Dünyanın her yerinden gelenlerin fotoÄŸraf çekmeden geçemedikleri dükkanında, kendi imalatı keçe terlikler, çarıklar, deri fiÅŸeklik, kılıf, kemerler, ÇerkezeÄŸeri, halı heybeler, At koÅŸumu, at dizgini, kırbaç, nazar boncukları, çanlar ve bert denilen el dikiÅŸi bel kemerleri satıyor. Kentte gezilecek yerlerin sayısı bir güne sığmayacak kadar fazla.Safranbolu da Hıdırlık Tepesi, Mezarlık,Kale, Hasandede Kayası, Åžahbalı Tepesi Gümüş Tepesi, Hastane Altı ve Åželale, Küpçü Tepesi seyir tepeleri olarak gösteriliyor. Kaya Mezarları, Hacılarobası Köyü,Karakoyunlu Köyü, Üçbölük Köyü, Akören köyü, Gümüş tepesi höyüğü arkolojik alanları oluÅŸturuyor. Harmanlar Gavur MeÅŸeliÄŸi, Kirkille Çamlığı,Güleryik, Sarıçiçek Yaylası, Göl yaylası, Uluyayla ormanlar ve yaylalar olarak tanınıyor. DoÄŸa yürüyüşleri ise Düzce Köyü Kanyonu, Tokatlı- Gümüş Deresi Boyu, AÅŸağı Tabakhane- Dereköy DeÄŸirmeni, Yukarı Tabakhane- Akpınar Sokak, Dere sokak- Akçasu Kaçak Camisi-Uzunkır, Gümüş-Dibanoz- Dışkale Altı, Misaki Milli-Kanlıkaya-Topçu Köprüsü- Akseki yolunda yapılıyor. İncekaya Su kemerleri, Konarı Gölü, Konarı TaÅŸköprü Su DeÄŸirmeni, hafta sonları geziye açılan Tarihi Saat Kulesi ve son ayların gözde gezi yeri Bulak MaÄŸarası diÄŸer çekiçilikler olarak kendinden söz ettiriyor. Kapı tokmakları iki veya üç katlı olarak inÅŸa edilen Safranbolu evlerinin bazıları “Gezi Evi” olarak ziyaret edilirken, bir kısmı pansiyon olarak hizmet veriyor. Tahta panjurlu evlerin pencereleri kadar salonlarındaki havuzları da hayranlık uyandırıyor. Tarih ve kültür hazinesi olan Anadolu’nun mimaridokusu içinde, yöresel Türk evlerinin kapı tokmakları ayrı bir özellik ve anlam taşıyor. Kullanım amaçlarınagöre ÅŸekillenmiÅŸ tokmaklar ev sahibinin varlığı hakkında bilgi verirken, Selçuklu ve Osmanlı dönemi demir işçiliÄŸiyle de ilgi çekiyor. Konak ve evlerin kapılarında çoÄŸu kez iki tür tokmak bulunuyor. Bunlardan tok ses çıkaran büyük olanını beyler kullanıyor ve dışardan gelenin erkek olduÄŸunu haber vererek, içerdeki hanımların toparlanmaları için ikaz niteliÄŸini taşıyor. Çalınan küçük tokmak ise gelenin veya içeri girmek isteyenin, bir kadın olduÄŸunu haber veriyor ve erkeklerin avluyu boÅŸaltmalarını saÄŸlıyor. Çocuklar için bile bir tokmağı bulunan kapıların yanı sıra, iki tokmak arasına baÄŸlanan ip “Åžimdilik evde yokum!”, tokmaktan aÅŸağı sarkan ip ise “Evdeyim, kapıyı çalabilirsiniz…” anlamını taşıyor. Yuvarlak ayna üzerinde halkalar, gaga ağızlıklar, çengeller, hayvan baÅŸları ile hepsi ayrı bir sanat eseri olan kapı tokmaklarıyla, evleriyle ünlü tarihi ve turistik bir beldemiz.

Safranboluya nasıl gidilir?
İstanbul’dan çıkanlar Bolu’yu geçip Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak Karabük’e gelen 82 km’lik yolu 8 km daha devam ederek Safranbolu’ya ulaÅŸabilirler. İlçenin kuzeye doÄŸru Bartın ili ve doÄŸuya doÄŸru Kastamonu baÄŸlantıları, yine asfalt yollarla saÄŸlanıyor. Tarihi kent içinde bulunan iki otoparka araç bırakarak gezinizi yürüyerek yapabilirsiniz. Safranbolu geziniz sonrasında Devrek’e gitmek isterseniz, Bartın ilini dolaÅŸmanız gerekiyor. Bu bölüm, ormanlık alan içinden manzarası hoÅŸ bir asfalt yolla tamamlanıyor. EÄŸer turlar ile gitmek isterseniz size Arnika Tur , Tamzara Tur , Fest Travel tavisye edebiliriz.

Safranboluda ne yenir?
Safranbolu’nun çifte kavrulmuÅŸ, fıstıklı, kuÅŸ lokumu gibi küçük, fakat lezzetli safranlı lokumları mutlaka tadılmalı.Ama esas şöhretli olan “cevizli yaprak helvası”. Metin Çakır’ın Safrantat veya Hilmi Rüzgâr’ın Özkan Pastanesi’nde küçük parçalar halinde hazırlanıp jelatine sarılan helvalar; kat kat görünüşü, boÄŸazda gıcık yapmayan tadı ile çok lezzetli. Bıçakla kesilen helvaları, helva katlarınıneriyip yapışmaması için oda sıcaklığında muhafaza etmek gerekiyor. Helvaların çevizli ve fındıklı çeÅŸiti bulunuyor. Safrantat: Tel no: 0(370)725 10 44 . Bir baÅŸka kat kat tatlı ise Safranbolu ve yöresinde sıkça görülen,bayramlarda her evde hamuru özel olarak açılıp, tepsi tepsi yapılan “ev baklavası”. Safranbolu Karaüzümler Gezi Evi ise bahçesindeki kafede; gözleme, ÅŸiÅŸ, yufka böreÄŸi ve yayımdan oluÅŸan bir menü sunuyor.Tel no: (0-370) 7251449 (Necmi Ünver) Yemek için “Turing Oteli” restoranını seçtiyseniz, yazın aÄŸaçlar arasında şık ve temiz bir bahçe sizi bekliyor. Servis elemanları kibar. Kahverengi, beyaz masa örtüleri, dörderli masalar, taÅŸ döşeli yerler ve dekoratif tahta korkuluklarla çevrili bahçe çok şık. Yapılan müzik yayınında, Yaylı tambur ve utla çalınan klasik Türk MüziÄŸi eserleri, keyifle dinleniyor. Gezi için kış mevsimini seçenler kaloriferli otelin kocaman şömineli alt kat restoranında veya havuzlu salonda yemek yiyebiliyorlar.Yemeklere gelince… Domates ve sarımsak soslu karışık kızartmalar leziz, cacık kıvamında, salata sosları da çok iyi. Köfte,ızgara piliç közde biber, domates ve patates tavanın üstüne karışık meyve, sonunda kahve. Cezve yanınızda boÅŸaltılıyor ve hepsi mükemmel. Gelelim sabah kahvaltısına… Kahvaltı, konaÄŸa giriÅŸte soldaki Havuzlu Salon’da veriliyor. Etrafı sedirlerle kaplı bakır sinilerden alçak masalar, ortada büyükçe havuz ve çeÅŸmesinden akan suların sesi müthiÅŸ keyifli. Kapı giriÅŸinde bir koca TV, altına hayli düşük seviyede bir tezgâh ve üzerine kahvaltı çeÅŸitleri. Elinize tabağı alıp namazda selamvaziyeti eÄŸilerek yiyeceklerinizi seçiyor, sonra da bakır sinilerden oluÅŸan masaların çecresine çömelir gibi oturup yemeye çalışıyorsunuz. Mideniz katlanıyor.Safranbolu’nun yöresel yemekleri arasında mantarlı su böreÄŸi, sini çöreÄŸi, ÅŸip ÅŸip, samsa tatlısı, safranlı aÅŸure gibi bir çok deÄŸiÅŸik damak tadları bulunuyor.

Safranboluda konaklayabileceÄŸiniz oteller/moteller
Safranbolu’da tarihi konakların ve evlerin çoÄŸu restore edilerek, yöresel dekorlar eÅŸliÄŸinde turistlere konaklama saÄŸlıyor.

Mehveş Hanım Konağı
Pasa Konagi / Gökçüoglu Konagi Otel Safranbolu
Hatice Hanım Konağı Otel Safranbolu
Gülevi Otel Safranbolu
Kadioğlu Şehzade Konağı Otel Safranbolu
Çeşmeli Konak Otel Safranbolu
Selvili Köşk Otel Safranbolu
Havuzlu Konak : Tel no: 0(370) 725 28 83
Şehzade Konakları : Tel no: 0(370) 712 56 57

By admin Add comment

Saros körfezi tatil mekanlari tanitimi

Mayıs 9th, 2008 at 04:17am Under Tatil rehberi

Adilhan, Sazlıdere ve Gökçetepe…Burası Saros Körfezi. Havaya doÄŸanın parfümü çam kokusu hakim. En kısa tatillerde kara yolculuÄŸu ile Güney sahillerimize inen ve 2 günü yollarda geçen tatilcilerin kulakları çınlasın. Burada güneyi aratmayacak güzellikteki bir doÄŸaya 3 saat yolculukla kavuÅŸabiliyor insan.Yalnız kalmak istediÄŸiniz haftasonları olur ya, çekin aracınızı sahildeki çamların altına; ister hamak kurun, ister kıyıda dolaşıp temiz hava alın. Yok canınız balık tutmak isterse, balık tutun.İstanbul’dan yola koyulup KeÅŸan’a dönünce havanın da bitki örtüsününde birden deÄŸiÅŸtiÄŸini farkediyorsunuz. YemyeÅŸil çam ormanları arasından ılık esen Ege rüzgarı ile ilerlerken sağınızda Saros Körfezi, açıktaki üç adasıyla hemen karşınıza çıkıyor. Deniz seviyesine ulaÅŸtığınız zaman sağınızda Adilhan Köyü tabelası bulunan asfalt köye kadar devam ediyor. 250 haneli köyün sonrası toprak sahilden devam eden yol, 11 km sonra Sazlıdere Köyü’ne çıkıyor. Aynı yoldan 6 km sonra ise Gökçetepe’ye gelebilirsiniz. Yüksek tepelerden körfeze bakışta veya çam ormanı arasından ilerlerken kendinizi İstanbul Büyükada’daki Dilburnu’nda zannedebilirsiniz. Burada üç türlü hava var. Biri, iyot ve yosun kokulu deniz havası; diÄŸeri, Kaz Dağı’ndan kopup gelen daÄŸ havası. Çam ormanları üzerinden dönerken kokusunu da beraber taşıyan orman havası ise adeta burun deliklerinizi yakarken, bir nevi parfüm gibi adeta üzerinize siniyor. Rüzgar yönüne göre deÄŸiÅŸen hava (Lodos yada Poyraz) astım ve nefes darlığı çekenler için doÄŸal tedavi görevi üstleniyor.KuÅŸ çeÅŸidi buralarda çok. CamgöbeÄŸi, mavi, siyah tırtıllı tüyleri olan “Kestane kargası”, kanat altı portakal ve fıstık yeÅŸili, tüylü, papaÄŸan gibi rengarenk “arıkuÅŸları” ise, sık görünen kuÅŸlardan. Bölgeye Eylül ayında bıldırcın akını baÅŸlıyor. Çernobil’den gelen Karadeniz bıldırcınları Kuzey Avrupa’dan gelen bıldırcınlarla birleÅŸip buradan Afrika’ya göç ediyorlar.Saros Körfezi’nde; üveyik porsuk, tilki, yaban domuzu gibi hayvanlara da astlanıyor.Bölgede Adilhan Köyü önünde bulunan KocaçeÅŸme, birinci balıkçı köyü. İkinci balıkçı köyü ise, Gökçetepe. Köy giriÅŸinde eski Rum mimarisini andıran taÅŸ evler ve Bizans döneminden kalma kale kalıntıları var. Köy meydanında eski gekenekleri sürdüren güleryüzlü köy sakinleri, dibekte bulgur dövmeye devam ediyorlar. Sahile yönelince son yıllarda adı “Kayıp Cennet” olarak anılan Orman Bakanlığı Milli Park ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü’nün kamp sahasını göreceksiniz. Gökçetepe dinlenme kampına sezon içinde kullanamak mümkün. Günübirlik piknilçiler için 07:00′de açılan kapı, 01:00′de kapanıyor. Burada ahÅŸap masalarda piknik, ocaklarda ızgara yapılabiliyor. Kaynak suların karışımı ile yoÄŸunluk farkının oluÅŸtuÄŸunda denize baktığınızda ise, hareler görüyorsunuz.Bu kadar güzellik, avantaj bir arada olunca geleceÄŸi görenler boÅŸ durmamış tabi. Özelliklle Sazlıdere civarında assolistlerden (yada assolist geçinenlerden) tutun da sinema ve TV’den tanıdığımız bazı ünlülere, hatta eski futbolculara kadar arsalarını ÅŸimdiden almış bile.Saros’un denizi, kendi kendini temizleme özelliÄŸine sahip üç denizde biri. Yani lodosun sahile getirip biriktirdiÄŸini poyraz alıp götürüyor.Saros kıyılarında denizi kirletecek sanayi ve yapılaÅŸma olmadığı için su altına meraklılar ve balıkadamlar burasını özellikle tercih ediyorlar. Büyük Kemikli, Küçük Kemikli, Bolayır Köyü, Anafartalar ve Güneyli Köyü ile çevrili bölge, sıfır koli basili oranıyla ünlü. Bu bölgede deniz içinde 20 metre görüş mesafesi var. Ekim ayı, deniz suyu sıcaklığı ölçümlerine göre Ege 20 derece civarında iken Akdeniz 26′ya kadar yükseliyor. Saros’un kum sahili açıklarında ise üç ada bulunuyor. En büyük olanı beyaz taÅŸlarla iÅŸaretli olan Hedef Adası çevresinde, askeri tatbikatlarda gemiler denizden atış yapıyor.TavÅŸanların yaÅŸadığı ortadaki ada, zeytinlik ve makilik kaplı. Adanın karabatakların yuvalandığı çevresi, dalışa müsait. Bir kayalık halindeki en küçük ada ise, iri martıları barındırıyor. Kıyılarında deniz kestanesi çok ve özelliksiz, üstelik taÅŸlık.

Sarosa nasıl gidilir?

İstanbuldan gidiyorsanız tem otoyolundan kınalı yol ayrımına kadar yaklaşık 82 km giddikten sonra yol, daha sonra TekirdaÄŸ, Malkara, KeÅŸan yönüne dönüyor.Koru DaÄŸları’ndan rampa aÅŸağı inerken Çamlıca çıkışı veriyor. Bu yol sizi direkt olarak Gökçetepe’ye götürecektir. Az tozlu stabilize yolu kullanarak buradan Sazlıdere’ye geçebilirsiniz. DiÄŸer bir seçenek ise, Koru DaÄŸları’ndan inip Gelibolu istikametine giderken, Adilhan Köyü tabelasından dönüp sahil yoluyla Sazlıdere’ye ve Gökçetepe’ye ulaÅŸmak.

Saros’da ne yenir?

Gökçetepe’de günübirlik piknik alanı ve kamp sahası ahÅŸap masalar, ocaklar ve bir restoran bulunuyor. Tedarikli geldiyseniz çam aÄŸaçları altında denize karşı sonbahar pikniÄŸi yapabilirsiniz. Restoranın fırınında pide ve lahmacun yapılıyor. Izgara çeÅŸitleri sipariÅŸ verilirse balıkçılarda günlük balıkları bulmak de mümkün. Gökçetepe köy içinde iki kır lokantası, market ve büfe bulunuyor. Kamp sahası içinde piknik yapacak olanların çoban ateÅŸi yakmaları yasak. Sazlıdere Köyü’ndeki Seyhan Kamping, yazın restoran hizmeti verirken, Adilhan Köyü’nde market ve kahveler dışında fazla seçenek yok. Ancak doÄŸal ürünleri köylerden alabilirsiniz.

Sarosda konaklayabileceÄŸiniz otel, motel, pansiyon ve apartlar;

Gökçetepe günübirlik kamp alnında; çadır kurmaya ve karavan turizmine uygun düzenlenmiş restoran, duş, WC gibi üniteler var. 7 bungalova ek olarak 36 tane daha yapıldı. Tamamı 100 yataklı olan bu pansiyon tipi orman içi ev gibi kiralanıyor.Kamp alanı tesisine (0-284) 767 72 35 nolu telefondan ulaşabilirsiniz. Yılbaşına kadar açık kalacak kamp sahasına Milli Park statüsü uygulanıyor. Bir başka tesis ise Gelibolu Martı Otel

By admin Add comment

Silivri tatil yerleri tanitimi otelleri

Mayıs 9th, 2008 at 04:15am Under Tatil rehberi

İstanbul’un Marmara kıyısında tarihi, yoÄŸurdu, balıkları ile ünlü yazlık cenneti; Silivri İstanbullular için ulaşımı kolay, yazlıkların yoÄŸun olduÄŸu Silivri, ana kentin güneybatısında ve sadece 67 km uzağında bulunuyor. 18 köy, 8 beldeli sahil kenti, karadan E-5 ve TEM otoyolu, demiryolu baÄŸlantısı, denizden AvÅŸa Adası, İstanbul baÅŸta olmak üzere kolay ve çabuk ulaşım Silivri’ye olan ilgiyi artırıyor…

İlçenin 45 km boyunca uzanan sahil ÅŸeridi üzerinde oluÅŸturulan parklar ve doÄŸal alanlar, tatil için olduÄŸu kadar günübirlik deÄŸiÅŸiklik arayan gezi severler içinde dinlenecekleri, eÄŸlenecekleri, spor yapabilecekleri, elveriÅŸli ortamlar sunuyor. İstanbul veya TekirdaÄŸ yönünden gelenler kara yolundan Silivri yönünde dönerek Limanı gösteren tabelalar doÄŸrultusunda sahile geliyorlar. Sahil boyu son yapılan düzenlemelerle yürüyüş alanlarına kavuÅŸmuÅŸ. Bakımlı parklar çiçekler, çeÅŸitli bitkiler, tropik aÄŸaçlarla süslenmiÅŸ. Parklarla iç içe sahil boyuna paralel devam eden çay bahçeleri, açık ve kapalı bölümleri ile misafir ağırlıyorlar. Denizden gelen esintilerle serinleyen konuklar, dinlenme süreleri boyunca deniz manzarası seyrederek, içeceklerini büyük keyifle yudumluyorlar. Limanın en hareketli saatleri ise her gün AvÅŸa - Silivri arasında çalışan feribotun geliÅŸi ve gidiÅŸine rastlayan öğleüstü 15.00 ila 16.00 arası saatlerine rastlıyor. Gerek yolcular, gerekse araç sahipleri feribotun geliÅŸini uzaktan görerek hazırlıklara baÅŸlıyor, gelenlerin inmesiyle boÅŸalan feribotu AvÅŸa’ya gitmek üzere aceleyle dolduruyorlar. Liman içi ise çevre gezilerine katılabileceÄŸiniz kiralık tekneler, balıkçı barınakları, yüzer balık lokantası ve üzerinde yürüyüş yapıp, balık tutulabilen dalgakıranla çevriliyor.

Limanın her iki yanında farklı özelliklere sahip olan Silivri’de, önce sol tarafa Bosnakbahçe Burnunu geziyoruz. Marmara’ya hâkim 56 metre yükseklikte bir tepe üzerine kurulmuÅŸ olan Silivri’ye denizden bakıldığında daha belirgin görülen kent surlarından bazı bölümler Silivri tarihi hakkında bilgi veriyor. Silivri’nin ilk surlarının kimler tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte 6.Y.Y.da İmparator Jüstinyen tarafından onarım gördüğü ve son olarak 2. Bayezıt döneminde (1481-1512) “Kıyamet_i SuÄŸra” (küçük kıyamet) denilen büyük depremden sonra aynı padiÅŸah tarafından onarıldığı biliniyor. BoÅŸnakbahçe’de bulunan Silivri Tarih Parkı, doÄŸal olarak akan kaynak suyu, bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına iÅŸlenmiÅŸ kaya yapısı ile ilgi çekiyor. Araçları ile gelenler burada balık tutuyor, denize giriyor, hatta aÄŸaçlı bölümü kamp sahası olarak deÄŸerlendiriyor. Kıyı ÅŸeridinin devamında yer alan SelimpaÅŸa’da ise tekne imal eden bazı atölyeler bulunuyor. SipariÅŸ üzerine tekne yapan atölyelerde küreÄŸe ve yelkene elveriÅŸli motor’a ekonomik yakıt tüketen tekne tipi piyade modeli tekne tipi çok tutuluyor. Bir baÅŸka tip ise KancabaÅŸ denilen başının ince ve su tutmaz oluÅŸu nedeniyle iyi yol yapan, 4-5 parmak derinlikte ki sularda bile yüzen tekneler tercih ediliyor. Sığ koylarda yüzebilen, sahile kadar çıkabilen bu tekneler 7 metre boyunda olup 2 çifte, 5 çifte kürek diye boylara ayrılıyor.

Silivri’de Balıkçılık; Silivri, Akdeniz balıklarına nazaran daha lezzetli ve pahalı olan Marmara balıkları geçiÅŸ yolu üzerinde. Bilhassa Eylül ayı akın zamanı Karadeniz’den inen yaÄŸlanmış lüfer, palamut balık türleri ile tekir, barbunya, kırlangıç, istavrit, sardalye, levrek, Ringa (tirsi bol yaÄŸda tavası makbuldür), kikla (yosun balığı eti lezzetli buÄŸulaması, pilakisi güzel olan bir balık türüdür). Yöresel balıklarla daha da zenginleÅŸen balık çeÅŸitleri Silivri açıklarında yuvalanıp yine bu mevkide bulunan Silivri Çukuru denilen, Fay hattında dolaşıyorlar. Fay yarığı arasında mırlan veya mezgit balık yuvalarının yanı sıra, patlak göz mercan balıkları, öksüz kırlangıç, iri balıklar, hatta boyları 50 cm civarında olup ihraç edilen camgöz köpek balıkları burada yakalanıyor. Genellikle balıkçılar aÄŸlarını Karaburun denilen ana karadan 20 mil uzaklıkta ki mıntıkaya atıyorlar, aÄŸda yakalanan beyaz mezgitleri yemeye camgözler geliyor. Silivri BoÅŸnakbahçe önleri sert rüzgârlarda bile kuytuda kalırken, büyük tekneler buraya sığınıyor. Su altı zıpkınla balık yakalamaya müsait olduÄŸunu belirten balıkçılar, deniz altı zeminin kayalık, yosunlu eriÅŸte olduÄŸunu bazı bölgelerin kahverengi dallı budaklı trandil otlarıyla kaplı olduÄŸunu, balıkların marul, ıspanak benzeri bu otlar arasına gizlendiÄŸini belirtiyorlar. “Hava lodos olursa deniz bulanır, kıyılarda netlik bozulur, avcılar poyraz havaları seçer ve kayalıkların etek bölümlerinde yan bölmeleri takip ederler” diyor. Tecrübeli balıkçılar; balığı piÅŸirmeden önce üzerini bıçakla çizmek lazımdır, zira kızgın yaÄŸda küçük kılçıklar ısının etkisiyle yanar, erir, yerken aÄŸza batmaz diye tavsiyede bulunuyorlar. Silivri’de deniz dibi kum olduÄŸu için karides, midye türü kabuklu deniz canlılarına da sıkça rastlanıyor. Bunlardan biri de kumun altında yaÅŸayan ve “sülünez” denilen bir midye türü. Her balığa makbul bir yem olan bu midyeler, kumun üzerinde hiç görünmüyor, sadece 8 gibi iki küçük delik bulunuyor. Özel ÅŸiÅŸ bu deliÄŸe sokularak midyeler toplanıyor. Midyeleri kavurup yiyen de bulunuyor, balık yemi olarak kullanan da. Özellikle teneke altı çıkarılıp macunla cam konuyor, bu ÅŸekilde deniz dibinin yüzeydeki dalgalardan etkilenmeden net olarak görünüm saÄŸlanıyor. Mercek gibi seyredilen kum yüzeyde midyeler avlanıyor.

Gezilecek Yerler; Liman içinden kiralık teknelerle Silivri sahilini bir baÅŸtan diÄŸer baÅŸa gezebilirsiniz. Sahil kesiminin kum ve son derece sığ oluÅŸu nedeniyle karaya oturmamak için su içinde ki kum tepelerine dikkat etmek gerekiyor. BoÅŸnakbahçe tarafında kale surlarından bazı kalıntıları altındaki ilginç kaya yapısı içinde bazı maÄŸaraların yer aldığı yüksek tepeler kamp sahası görülüyor. Limanın diÄŸer tarafında ise sahil, tarihi 32 gözlü Mimar Sinan Köprüsü, plajlar ve gerisinde yazlıkların yer aldığı kıyı bandı görülebiliyor. Karadan gezi yapanlar ise Silivri’nin eski tarihi eserlerinden Surlar, Kapılar (çarşı kapısı, orta kapı, kır kapısı), yazıtlar, tuÄŸla damgaları, sarnıç, Miladi 1517 tarihli Sadrazam Piri Mehmet PaÅŸa Camii, Mimar Sinan köprüsünü ve heykelini daha yakından görme imkânı bulabilirler. Sahil boyunca uzanan çocuklarında rahatça yüzebileceÄŸi sığ plajlar ücretsiz ve vücuda yapışmayan ince kuma sahip. Dinlenme bankları ile süslü tüm kıyı bandı yolcu taşıma amaçlı sembolik çalışan tren haricinde araç trafiÄŸine kapalı, gezintiye elveriÅŸli. Deniz sporları yapma olanağı yanında da, köyler arası yollar ve kırsal alanlar otomobil, motor ve bisiklet gezileri yapmaya elveriÅŸli güzergâhlar bulunuyor. İlçenin tam ortasında Hızır Hılkın köprüsü altından akan kibarlaÅŸtırılmış ismiyle Bolluca deresi ise iyileÅŸtirme çalışmalarını bekliyor. Silivri halkı poyraz havalarda nem oranı düştüğü için bu havaya saÄŸlam hava diyor. Lodos havalar sıkıntı yaratıyor ve halsizlik belirtileri görülüyor.Silivri YoÄŸurdu ; İlçenin geçim kaynakları tarım, hayvancılık, balıkçılık, turizm ve sanayiye dayalı olunca otlaklarda özenle beslenen ineklerin sütü ile yapılan yoÄŸurtlar öne çıkarak yıllardır Türkiye’nin her tarafına nam salmış. Silivri diyince kaymağı kürekle kaldırılan tam yaÄŸlı tepsi yoÄŸurtları akla gelir olmuÅŸ. Günümüzde adına festivaller düzenleyen Silivri, geleneksel hale getirdiÄŸi 6 - 16 Temmuz tarihleri arasını “Silivri Kültür ve YoÄŸurt Festivali”ne ayırmış. Konserler, oyunlar, folklor gösterileri sergilenmiÅŸ, yoÄŸurtlar, ayranlar dağıtılmış. YoÄŸurt imalathaneleri sayıları azalmış olsa da Silivri’ye gelenler çarşı içinde bulunan yoÄŸurt dükkanlarından meÅŸhur silivri yoÄŸurdu almadan gitmiyorlar.

Silivriye nasıl gidilir?

İstanbul’dan özel araçla çıkanlar TEM oto yolunu veya sahil yoluyla Kumburgaz üzerinden rahatça gelebilirler. Limana gelenler sahil yoluna veya plaj bölgesine aÄŸaç gölgesine araçlarını bırakabilirler.Silivri, İstanbul Yenibosna arası otobüsle gidip gelmek isteyenler için hafta sonları 5 dakikada bir sefer yapılıyor.Silivri’den AvÅŸa Adasına her gün bir feribot seferi yapılıyor. Araçsız gitmek isteyenler araçlarını otoparka bırakıyor. (Kapalı otopark Özel İdare Binası, Ziraat Bankası karşısında yer alıyor) araçla gidecekler saat 12.00 - 13.00 arası araçlarını sıraya sokuyorlar. Yolculuk yaklaşık olarak 4.5 saat sürüyor. Aynı gün Silivri’ye dönme imkânı olmadığı için AvÅŸa’da mutlaka bir gece kalmak gerekiyor. Feribot geliÅŸinden bir saat sonra kalkışı saat 16:00′da gerçekleÅŸiyor.

Silivride ne yenir?

İlçenin en hareketli ve en güzel manzarası şüphesiz liman içinde iskeleye baÄŸlı tekneden görülüyor. Silivri’de tek olan Livar Balık Sofrası. Balıkçılar tutukları günlük balıkları buraya getirmesi ile neticesinde taze balıkları ile ünlü. Hava uygunsa üst kata çıkıyor, renk ahenk teknelerin suya vuran yansımalarını, suya pike yapan martıları, balıktan dönen balıkçıları, feribottan inenleri, binenleri seyrederek ızgara, tava, balık piÅŸirim çeÅŸitlerini en ekonomik fiyatla burada yiyebiliyorsunuz. Yüzer Balık Restoran özellikle AvÅŸa feribotunun geliÅŸ, gidiÅŸ saatlerinde çok raÄŸbet görüyor. Gece ışıklarıyla farklı görüntüye bürünen Silivri’de yıl boyunca saat 24.00′e kadar hizmet veren lokanta, eÅŸiz güzellikteki manzaraya, deniz üstünde olması avantajıyla tatlı bir esintiye sahip. Yemek sonrası sunulan sıcak tahin helva ise beÄŸeniliyor. Mönüden balık tava veya ızgara, salata seçilirken içki bulunmuyor.

Silivride konaklayabileceÄŸiniz otel, motel, pansiyon ve apartlar;

Silivri Park Hotel
Klasis Resort Hotel
Klassis Golf & Country Club
Gümüşova Resort Hotel

By admin Add comment

Bodrum türkbükü tanitim

Mayıs 9th, 2008 at 04:12am Under Tatil rehberi

Bodrum yakınlarında kısmen sessiz,sakin, huzurlu bir yer!…Bodrumun yanı başında apayrı bir dünya var. Burada çılgın eÄŸlenceler, kalabalıktan yürünmeyen sokaklar, yüksek volümlü müziklere rastlanmıyor. Kısacası dinlenmek için uygun, müdavimleri olan bir tatil köyü.

Türkbükü’nde en çok göze batan tutku deniz üzerine kurulu ahÅŸap teraslarda gün boyu denize girip güneÅŸlenmek, gün batımı sonrası gece yeterince lacivertleÅŸince bu teraslar üzerine kurulu restoranların ÅŸamdanlarla süslü masalarında loÅŸ ışıkta, Ege’nin lezzetlerini meltem rüzgarları altında hissetmek.Gençliklerini sürekli yaÅŸamak isteyen Bodrum müdavimleri geç saatlere kadar süren akÅŸam yemeklerine ilgi gösterirken şıklık yarışında yanıktenli bayanlar yemek kıyafetlerine pek bir özen gösteriyorlar. Beylerin kıyafet seçiminde ise belirgin bir marka savaşı, rekabeti olduÄŸu gözleniyor. Her ÅŸeye raÄŸmen denizden karaya esen serin rüzgarlar nedeniyle yazın bile uzun kollu giysilere gerek duyuluyor. Durgun deniz, ızgara balık bölgenin hakim kokusu. Türkbükü çevresinde yer alan balık üretme ve yaÅŸatma havuzlarından alınan çiftlik balıklarının türlü çeÅŸit soslarla lezzetlendirildiÄŸi Türkbükü restoranlarında, Beach Cluplar ve barlarda Türkbükü’ne gönül vermiÅŸ turistlerin yanı sıra son yıllarda sahne, ekran, podyumlarda ki ünlülerin de uÄŸrak yeri olması nedeniyle farklı bir atmosfer yaÅŸanıyor.Sahil barlarında hafif aperatiflerle gün boyu tatilin ve su sporlarının tadını çıkaranlar gün batımı sonrası genellikle tanışık yüzler arasında koyu sohbetler baÅŸlıyor. Yemek sonrası ilerleyen saatlerde dans ve daha fazla eÄŸlence için Bodrum’a gidince ortalık sakinleÅŸiyor.

Arkeolojik zenginlikler doÄŸal güzellikler : Bodrum’dan çam ormanları arasından uzanan yol ile ulaşılan Türkbükü eskiden antik Likya Madnasa ÅŸehri olarak biliniyor.Köyün tepelerinde bu medeniyetin izlerine günümüzde hala rastlanıyor. TaÅŸ tuÄŸla yığınları ile çevrili yıkıntılar arasında sarnıçlar, kuleler, mezarlık ve taÅŸlık saha ile ev kalıntıları kaya oyma mezarlar dikkat çekiyor.Güllük Körfezinin Güney kıyısında “Mesire Burnu” ile, “Saplı Burun” arasında ki geniÅŸ limanda Türkbükü yer alırken açıklarda Badem Adası bulunuyor. Yamaçları yazlık evler ve bir birinden şık villaların çevirdiÄŸi Türkbükü Koyunda deniz rüzgarın hızı ne olursa olsun ılık bir suya sahip.1994 yılında kendi sanat festivalini düzenleyen ilk ve tek köy olma özelliÄŸine de sahip olan Türkbükü çevresinde gezilebilecek sayısız yer bulunuyor.

Tarih ile iç içe : Milas ilçe sınırları içinde barındırdığı 27 antik kentle Arkeolojik deÄŸerler bakımından dünyanın en zengin bölgesi olma özelliÄŸi taşıyor. Bafa Gölü kıyısına kurulu Herakleiea, içimi hoÅŸ suyu ve zamanın Akdeniz pars’ı yatağı olarak bilinen Labranda antik kenti, Yunuslu çocuk heykeli ile ünlü Iassos, 16 sütunu ayakta kalabilen Zeus Euromos anıtı, Myndos, Kisebükü, Bargilya kent kalıntıları, Milas içinde Gümüşkesen mezar anıtı, evleri bacaları ile dikkat çeken ÇomakdaÄŸ Köyü bir taraftan görülesi güzellikler taşırken, gün içinde gidip görülecek kadar yakın mesafede yer alıyorlar. Daha yakın yerler arasında Bodrum Kalesi ve Dünyaca ünlü Sualtı Müzesi, Myndos kapısı, mozeleum yeri, tiyatro bir saat içinde ulaşılacak yerler arasında yer alıyor. Türkbükü içinde bile kaya oyma mezarlara, ilginç maÄŸaralara rastlayabiliyorsunuz. yüksek tepelere kurulu beÅŸ adet metruk deÄŸirmen kalıntısı, renkli panjurları, çiçekli pencereleriyle beyaz boyalı Bodrum evleri, denize vuran yansımalarıyla renkli tekneler fotoÄŸraf severler için görsel lezzetler, tipik kompozisyonlar oluÅŸturuyor.

Renk ahenk dokumalar: Gökbel ve Mazı köyleri baÅŸta olmak üzere Milas halılarıyla ünlü bir ilçe. Genç kızların dokuduÄŸu birbirinden güzel yöresel özellik ve renklerdeki halı ve kilimler Türkbükü’ndeki hediyelik eÅŸya dükkanlarını ve butikleri süslüyor. Turistlerin ayrılamadıkları butiklerde çeÅŸitli buluzlar, hatıra eÅŸyaları, takılar ilgi çekiyor. Türkbükü’nde Pazartesi günleri kurulan semt pazarı ise yine bu tür dokumalar, Denizli Kale’den getirilen kilim, kumaÅŸ ve heybeler ile renkleniyor.

Türkbükü’ne nasıl gidilir? :

İzmir Söke yoluyla Bodrum’a gelirken Söke ve Bafa gölüne paralel geçen yol yapılan yeni düzenlemelerle keskin virajlardan kurtarılıp, sollama zorluÄŸu yaÅŸanan noktalarda geniÅŸletme çalışmaları sayesinde rahat bir yolculuk yapmanızı saÄŸlıyor. yeÅŸil bitki dokusu arasında ilerlerken yol üzerinde ziyaret edebileceÄŸiniz güzergaha yakın arkeolojik deÄŸerleri görme fırsatı bulabiliyor Bafa Gölünü keyifli bir güzergahta tamamlıyor yol boyunca bir de tünelden geçiyorsunuz. Bunun yanı sıra bodruma aydın Oto yolunu kullanarak gelenler Türkiye’nin en uzun tünelinde yol alma imkanı buluyorlar. Türkbükü’ne gelmek için Bodrum yönünde Güllük’e gelirken saÄŸdan ayrılan Torba üzerinden sahil yolunu takip ediyor, Gölköy’ü solunuzda bırakarak Türkbükü’ne giriyorsunuz. sahil ÅŸeridi araç trafiÄŸine kapalı olduÄŸu için belirli yerlerdeki otoparklara araç bırakılarak sahili yürüyerek gezebiliyorsunuz. Bodrum’a otobüsle gelenler için merkezden kalkıp 22 km lik yolu yarım saate tamamlayan minibüs seferleri bulunuyor. Hava alanına 45 km uzaklıkta bulunan Türkbükü’ne deniz yolu ile gelenler için ise küçük teknelere göre barınak var ancak burası oldukça çıplak ve kuzeydoÄŸu yönüne açık ve rüzgar alıyor. Bazı restoranların deniz üzerindeki iskelelerine tekne baÄŸlayanlara da rastlanıyor.

Türkbükü’nde ne yenir?

Pansiyonlarda kalanlar ve yazlık sahipleri pazartesi günleri kurulan pazardan ihtiyaçların büyük bölümlerini karşılıyorlar.Türkbükü konaklama tesisleri ise zaten müşterileri için açık büfe sofraları ile, renkli barları ile dekorlu yemekler sergiliyorlar. Hamur iÅŸi sevenler için mantıcı, su böreÄŸi, çiÄŸ börek, ev yemekleri, lokma bulunuyor. Alakart restoranlarda balık çeÅŸitleri yanında tahin, kimyon, limon suyu ile yapılmış hafif acılı rakı mezesi sayılan hibeÅŸ, köy süzme yoÄŸurdunun Ege yöresi otlarıyla tatlandırılmış ÅŸekliyle hazırlanan üzümlü, Åžam fıstıklı bir tür olan İran cacığı, limonlu özel sosla hazırlanan tahinli börülce, ege otlarından yapılma ekÅŸili gavur dağı salatası, buharda islim edilerek piÅŸirilmiÅŸ viskili özel soslu balıklar, deniz ürünlü krep, çipura balığının püre haline getirilmesi ile hazırlanmış bol baharlı balık köftesi, köy gözlemelerine sarılmış Antep fıstıklı özel salça soslu yufkalı fıstıklı köfte, damla çam sakızıyla piÅŸirilmiÅŸ fırın sütlaç ve yeÅŸil elmanın nane liköründe dinlendirilip emdirilmesiyle yapılan elma tatlısı deÄŸiÅŸik lezzetler arasında yer buluyor.Türkbükü’nde Balıklama, Baresco, Boncuk, Figo, Güverte, Mahsen, Orfoz, Safari, Tiyatrom, Zeytin, Özlem, İlyada gibi restoranlar hizmet veriyor.Beach Clublar arasında Havana, Wookies Gölköy’de, Maçakızı, Maki Fidele, Melez, Ada Beach Türkbükü’nde gece gündüz ilginç mönü ve kokteylleri ile konuklarını ağırlıyorlar.Türkbükü Gölköy yolu üzerinde bulunan Yalçın Ulu ustanın baklava dükkanı ise yıllardır bozulmayan kalitesi ve ev baklavası lezzetiyle mutlaka uÄŸranılması gereken yerlerden sayılıyor.

Türkbükünde konaklayabileceiğiniz oteller/moteller;

Maki Otel Türkbükü
Ambrossia Otel Türkbükü
Ece Resort Otel Türkbükü
Blue Otel Türkbükü
Babana Otel Türkbükü
Bantur Naz Otel Türkbükü
Azur Rana Otel Türkbükü
İber Otel Türkbükü
Mavi Suite Otel Türkbükü
Azur Eken Otel Türkbükü
Bronze Otel Türkbükü
Orion Otel Türkbükü

By admin Add comment

Bodrum türkbükü tanitim

Mayıs 9th, 2008 at 04:12am Under Tatil rehberi

Bodrum yakınlarında kısmen sessiz,sakin, huzurlu bir yer!…Bodrumun yanı başında apayrı bir dünya var. Burada çılgın eÄŸlenceler, kalabalıktan yürünmeyen sokaklar, yüksek volümlü müziklere rastlanmıyor. Kısacası dinlenmek için uygun, müdavimleri olan bir tatil köyü.

Türkbükü’nde en çok göze batan tutku deniz üzerine kurulu ahÅŸap teraslarda gün boyu denize girip güneÅŸlenmek, gün batımı sonrası gece yeterince lacivertleÅŸince bu teraslar üzerine kurulu restoranların ÅŸamdanlarla süslü masalarında loÅŸ ışıkta, Ege’nin lezzetlerini meltem rüzgarları altında hissetmek.Gençliklerini sürekli yaÅŸamak isteyen Bodrum müdavimleri geç saatlere kadar süren akÅŸam yemeklerine ilgi gösterirken şıklık yarışında yanıktenli bayanlar yemek kıyafetlerine pek bir özen gösteriyorlar. Beylerin kıyafet seçiminde ise belirgin bir marka savaşı, rekabeti olduÄŸu gözleniyor. Her ÅŸeye raÄŸmen denizden karaya esen serin rüzgarlar nedeniyle yazın bile uzun kollu giysilere gerek duyuluyor. Durgun deniz, ızgara balık bölgenin hakim kokusu. Türkbükü çevresinde yer alan balık üretme ve yaÅŸatma havuzlarından alınan çiftlik balıklarının türlü çeÅŸit soslarla lezzetlendirildiÄŸi Türkbükü restoranlarında, Beach Cluplar ve barlarda Türkbükü’ne gönül vermiÅŸ turistlerin yanı sıra son yıllarda sahne, ekran, podyumlarda ki ünlülerin de uÄŸrak yeri olması nedeniyle farklı bir atmosfer yaÅŸanıyor.Sahil barlarında hafif aperatiflerle gün boyu tatilin ve su sporlarının tadını çıkaranlar gün batımı sonrası genellikle tanışık yüzler arasında koyu sohbetler baÅŸlıyor. Yemek sonrası ilerleyen saatlerde dans ve daha fazla eÄŸlence için Bodrum’a gidince ortalık sakinleÅŸiyor.

Arkeolojik zenginlikler doÄŸal güzellikler : Bodrum’dan çam ormanları arasından uzanan yol ile ulaşılan Türkbükü eskiden antik Likya Madnasa ÅŸehri olarak biliniyor.Köyün tepelerinde bu medeniyetin izlerine günümüzde hala rastlanıyor. TaÅŸ tuÄŸla yığınları ile çevrili yıkıntılar arasında sarnıçlar, kuleler, mezarlık ve taÅŸlık saha ile ev kalıntıları kaya oyma mezarlar dikkat çekiyor.Güllük Körfezinin Güney kıyısında “Mesire Burnu” ile, “Saplı Burun” arasında ki geniÅŸ limanda Türkbükü yer alırken açıklarda Badem Adası bulunuyor. Yamaçları yazlık evler ve bir birinden şık villaların çevirdiÄŸi Türkbükü Koyunda deniz rüzgarın hızı ne olursa olsun ılık bir suya sahip.1994 yılında kendi sanat festivalini düzenleyen ilk ve tek köy olma özelliÄŸine de sahip olan Türkbükü çevresinde gezilebilecek sayısız yer bulunuyor.

Tarih ile iç içe : Milas ilçe sınırları içinde barındırdığı 27 antik kentle Arkeolojik deÄŸerler bakımından dünyanın en zengin bölgesi olma özelliÄŸi taşıyor. Bafa Gölü kıyısına kurulu Herakleiea, içimi hoÅŸ suyu ve zamanın Akdeniz pars’ı yatağı olarak bilinen Labranda antik kenti, Yunuslu çocuk heykeli ile ünlü Iassos, 16 sütunu ayakta kalabilen Zeus Euromos anıtı, Myndos, Kisebükü, Bargilya kent kalıntıları, Milas içinde Gümüşkesen mezar anıtı, evleri bacaları ile dikkat çeken ÇomakdaÄŸ Köyü bir taraftan görülesi güzellikler taşırken, gün içinde gidip görülecek kadar yakın mesafede yer alıyorlar. Daha yakın yerler arasında Bodrum Kalesi ve Dünyaca ünlü Sualtı Müzesi, Myndos kapısı, mozeleum yeri, tiyatro bir saat içinde ulaşılacak yerler arasında yer alıyor. Türkbükü içinde bile kaya oyma mezarlara, ilginç maÄŸaralara rastlayabiliyorsunuz. yüksek tepelere kurulu beÅŸ adet metruk deÄŸirmen kalıntısı, renkli panjurları, çiçekli pencereleriyle beyaz boyalı Bodrum evleri, denize vuran yansımalarıyla renkli tekneler fotoÄŸraf severler için görsel lezzetler, tipik kompozisyonlar oluÅŸturuyor.

Renk ahenk dokumalar: Gökbel ve Mazı köyleri baÅŸta olmak üzere Milas halılarıyla ünlü bir ilçe. Genç kızların dokuduÄŸu birbirinden güzel yöresel özellik ve renklerdeki halı ve kilimler Türkbükü’ndeki hediyelik eÅŸya dükkanlarını ve butikleri süslüyor. Turistlerin ayrılamadıkları butiklerde çeÅŸitli buluzlar, hatıra eÅŸyaları, takılar ilgi çekiyor. Türkbükü’nde Pazartesi günleri kurulan semt pazarı ise yine bu tür dokumalar, Denizli Kale’den getirilen kilim, kumaÅŸ ve heybeler ile renkleniyor.

Türkbükü’ne nasıl gidilir? :

İzmir Söke yoluyla Bodrum’a gelirken Söke ve Bafa gölüne paralel geçen yol yapılan yeni düzenlemelerle keskin virajlardan kurtarılıp, sollama zorluÄŸu yaÅŸanan noktalarda geniÅŸletme çalışmaları sayesinde rahat bir yolculuk yapmanızı saÄŸlıyor. yeÅŸil bitki dokusu arasında ilerlerken yol üzerinde ziyaret edebileceÄŸiniz güzergaha yakın arkeolojik deÄŸerleri görme fırsatı bulabiliyor Bafa Gölünü keyifli bir güzergahta tamamlıyor yol boyunca bir de tünelden geçiyorsunuz. Bunun yanı sıra bodruma aydın Oto yolunu kullanarak gelenler Türkiye’nin en uzun tünelinde yol alma imkanı buluyorlar. Türkbükü’ne gelmek için Bodrum yönünde Güllük’e gelirken saÄŸdan ayrılan Torba üzerinden sahil yolunu takip ediyor, Gölköy’ü solunuzda bırakarak Türkbükü’ne giriyorsunuz. sahil ÅŸeridi araç trafiÄŸine kapalı olduÄŸu için belirli yerlerdeki otoparklara araç bırakılarak sahili yürüyerek gezebiliyorsunuz. Bodrum’a otobüsle gelenler için merkezden kalkıp 22 km lik yolu yarım saate tamamlayan minibüs seferleri bulunuyor. Hava alanına 45 km uzaklıkta bulunan Türkbükü’ne deniz yolu ile gelenler için ise küçük teknelere göre barınak var ancak burası oldukça çıplak ve kuzeydoÄŸu yönüne açık ve rüzgar alıyor. Bazı restoranların deniz üzerindeki iskelelerine tekne baÄŸlayanlara da rastlanıyor.

Türkbükü’nde ne yenir?

Pansiyonlarda kalanlar ve yazlık sahipleri pazartesi günleri kurulan pazardan ihtiyaçların büyük bölümlerini karşılıyorlar.Türkbükü konaklama tesisleri ise zaten müşterileri için açık büfe sofraları ile, renkli barları ile dekorlu yemekler sergiliyorlar. Hamur iÅŸi sevenler için mantıcı, su böreÄŸi, çiÄŸ börek, ev yemekleri, lokma bulunuyor. Alakart restoranlarda balık çeÅŸitleri yanında tahin, kimyon, limon suyu ile yapılmış hafif acılı rakı mezesi sayılan hibeÅŸ, köy süzme yoÄŸurdunun Ege yöresi otlarıyla tatlandırılmış ÅŸekliyle hazırlanan üzümlü, Åžam fıstıklı bir tür olan İran cacığı, limonlu özel sosla hazırlanan tahinli börülce, ege otlarından yapılma ekÅŸili gavur dağı salatası, buharda islim edilerek piÅŸirilmiÅŸ viskili özel soslu balıklar, deniz ürünlü krep, çipura balığının püre haline getirilmesi ile hazırlanmış bol baharlı balık köftesi, köy gözlemelerine sarılmış Antep fıstıklı özel salça soslu yufkalı fıstıklı köfte, damla çam sakızıyla piÅŸirilmiÅŸ fırın sütlaç ve yeÅŸil elmanın nane liköründe dinlendirilip emdirilmesiyle yapılan elma tatlısı deÄŸiÅŸik lezzetler arasında yer buluyor.Türkbükü’nde Balıklama, Baresco, Boncuk, Figo, Güverte, Mahsen, Orfoz, Safari, Tiyatrom, Zeytin, Özlem, İlyada gibi restoranlar hizmet veriyor.Beach Clublar arasında Havana, Wookies Gölköy’de, Maçakızı, Maki Fidele, Melez, Ada Beach Türkbükü’nde gece gündüz ilginç mönü ve kokteylleri ile konuklarını ağırlıyorlar.Türkbükü Gölköy yolu üzerinde bulunan Yalçın Ulu ustanın baklava dükkanı ise yıllardır bozulmayan kalitesi ve ev baklavası lezzetiyle mutlaka uÄŸranılması gereken yerlerden sayılıyor.

Türkbükünde konaklayabileceiğiniz oteller/moteller;

Maki Otel Türkbükü
Ambrossia Otel Türkbükü
Ece Resort Otel Türkbükü
Blue Otel Türkbükü
Babana Otel Türkbükü
Bantur Naz Otel Türkbükü
Azur Rana Otel Türkbükü
İber Otel Türkbükü
Mavi Suite Otel Türkbükü
Azur Eken Otel Türkbükü
Bronze Otel Türkbükü
Orion Otel Türkbükü

By admin Add comment

Yedigöllerde tatil keyfi yaşa

Mayıs 9th, 2008 at 04:09am Under Etiketler:
Tatil rehberi

Kafa dinleme tatilinin en güzel yaÅŸandığı yerlerin başında, hiç kuÅŸkusuz Bolu, Yedigöller geliyor. DoÄŸa severlerin yorgunluklarından sıyrılıp, doÄŸayla baÅŸbaÅŸa kalabilecekleri dinlendirici ortam, birçok güzelliÄŸi gözler önüne seriyor.Batı Karadeniz Bölgesi’nde, dere, ırmak ve vadiler arasında yer alan Yedigöller Milli Parkı, çeÅŸit çeÅŸit aÄŸaç bezeli, ortasında yüzük taşı gibi göllerin yer aldığı bir yöremiz. YeÅŸilin her türünün görülebildiÄŸi ortamda, pırıl pırıl, oksijeni bol, soÄŸuk sularda yaÅŸayan alabalıklar, yaban hayatının parçası. Geyikler, karacalar, tilki, sincap, tavÅŸan ve kuÅŸlar da cabası.Yedigöller’e adını veren yedi göl, vadi boyunca yer kaymaları ve vadi önlerinin tıkanmasıyla ortaya çıkan çukurlardan meydana gelmiÅŸ. Karadeniz suyunun yardımıyla oluÅŸan heyelan gölleri, Sazlıgöl, İncegöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl ve Seringöl isimleri ile anılıyorlar. Göller çevrelerinde oluÅŸan bitki yapısı itibariyle her biri ayrı karakter taşıyor. 2900 hektarlık Yedigöller Milli Parkı içinde kayın, meÅŸe, gürgen, kızılaÄŸaç, karaaÄŸaç, karaçam, diÅŸbudak, sarıçam, köknar, ıhlamur gibi aÄŸaçlar var. Fındık, alıç, üvez türü bodur bitkileri, eÄŸrelti otlarını ve rengarenk çiçekleri de unutmamak gerek. Her mevsim deÄŸiÅŸen renk tonlarına sahip 200′ü aÅŸkın çeÅŸidiyle bitki örtüsü, sabah ve akÅŸam saatlerinde ormanın derinliklerine süzülen asil ışıklarla olaÄŸanüstü güzellikte bir renk armonisi sergiliyor. Dinlenme, gezi, piknik amaçlı gelenler olduÄŸu kadar, botanikçiler, hatta fotoÄŸraf tutkunlarına da rastlanan Yedigöller de doÄŸa, ziyaretçilerine mükemmel bir görsel şölen sunuyor. Kademeli vadide yer alan yedi gölün aralarındaki çaÄŸlayanlar, seyir terasları ile görsel lezzet yöreye has özelliklerle bütünleÅŸiyor.Göllerin arasındaDört mevsimde dört ayrı güzellik taşıyan yörede, şüphesiz en ÅŸiirsel ortam sonbaharda yaÅŸanıyor. Sık çam aÄŸaçları arasından Yedigöller’in kalbine Bolu yönünden inenleri, önce küçük bir kulübe karşılıyor. Arazi düzleÅŸince Orman Bölge müdürlüğünün konaklama üniteleri karşınızda yer alırken, solunuzda tarifi kelimelerle ifade etmenin oldukça zor olduÄŸu iç içe girmiÅŸ iki ÅŸirin göl, görenleri tam manasıyla büyülüyor. Birinci gölün kıyısında yürümeye baÅŸladığınızda uzun boylu aÄŸaçlar etrafınızı sararken doÄŸanın gizli, saklı ikinci sürprizi yansıyan ışıkları ile sizi teslim alıyor. Bu bölümde doÄŸa yapısı göle güçlü bir akustik saÄŸlıyor. KonuÅŸmalarınız, çevredeki kuÅŸların seslerine karışan suses efektleri bile, ekolu ve farklı duyuluyor.! Göl yüzeyinin bir kısmını yeÅŸil bitki örtüsü örterken gölün uzak kıyısı yosunsu bitkiler, bodur çalılıklarla son buluyor. Ayrılmak istemiyorsunuz fakat, gezi parkuru kuytu bölümleriyle ziyaretçileri daha bir çok kez ÅŸaşırtmaya devam ediyor. Konaklama üniteleri önünden göl isimleri veyerlerinin gösterildiÄŸi harita panoya paralel ilerlediÄŸinizde araçların park edildiÄŸi alan bitiminde daha büyükçe bir göl ile,küçük çaplı ÅŸelalelerin oluÅŸtuÄŸu bölüm sağınızda kalırken, solunuzda beliren panoramik tablo karşısında ifade zorluÄŸu yaşıyorsunuz. Bu bölüm piknik masaları ile düzenlenmiÅŸ, kıyıda bir de aÄŸaç masalı teras barındırıyor. Tartışmasız Yedigöller’in en keyifli bakış açısına sahip teras ve çevresi, her mevsimde suya vuran farklı renklerle baÅŸkalaÅŸan kocaman göl yüzeyinde, ayna misali gördüklerinizi ikiye katlıyor. Zamanın durduÄŸu hissine kapılmanıza neden olan durgunlukta, tüm kaslarınız gevÅŸiyor, eÄŸer varsa kafanızı kurcalayan sorunları unutabiliyorsunuz. Tek tük kapı çalınır gibi duyacağınız tak tak sesinin nereden geldiÄŸini merak ederseniz başınızı aÄŸaçların uç kısımlarına doÄŸru bakarak bu merakınızı giderebilirsiniz.! Gri renkli gövdeleri, güçlü gagaları ve kuvvetli boyun yapısına sahip aÄŸaçkakanlar, bıkıp usanmadan çıkardıkları seslerle varlıklarını hissettiriyorlar.Sonbaharın lütfu, kızarıp dökülen yapraklarla adeta kırmızı halı döşenmiÅŸ gibi uzanan zemin üzerinde yürürken bazen ilginç ÅŸekilli, melon ÅŸapkalı oldukça iri mantarlar fotoÄŸraf severlere kompozisyon olabiliyor. Büyük gölün en süslü yerini kolye misali ahÅŸap bir köprü tamamlarken, kıyı yamaçları aÄŸaç masalar ters ışıkla yıkanıp renkleniyor. Özellikle GüneÅŸin dik geldiÄŸi öğle saatlerinde aydınlanıp, sihirli renklere boyanan Büyük Göl ve diÄŸerler göller, günün ilerleyen saatlerinde ışık huzmelerini çabuk kaybedip, akÅŸama da erken veda ediyorlar.

Yedigöllere nasıl gidilir?
1965 yılında milli park statüsüne alınan Yedigöller’e giriÅŸ için her iki yön den de alternatifiniz bulunuyor. İstanbul-Ankara yolunun Bolu il sınırları içindeki YeniçaÄŸa KavÅŸağı’nı döndükten sonra karşınıza çıkanyol, sizi cennete götürüyor. Yaz, kış açık olmasına raÄŸmen, 42 kilometrelik manzaralı orman yolunun ilk kilometreleri asfalt, sonraları virajlı ve stabilize durumda. Bolu kent merkezinden baÅŸlamak üzere orman içi yolculuÄŸunuza yön tabelaları ile devam diyorsunuz. Bir tarafı daÄŸ diÄŸer tarafı yamaç olan iki ÅŸeritli orman.Aracınızın yakıt deposunu doldurabileceÄŸiniz son istasyon, Bolu Dağı, Koru Motel yanı Petrol Ofisi olabilir. Gezinizin devamında yol ikiye ayrılıyor. Devrek, Mengen, Bartın ve sayısız tünel geçilerek ulaşılan Yenice-Karabük yolu sonrasında Safranbolu, Yörük Köyü, Pınarbaşı kendine has özellikleri ile sizleri bekliyor.

Yedigöllerde ne yenir?
Milli parkta, piknik için gelenlere hazırlanmış ahşap masalar ve ocaklar bulunuyor. Yiyecek ve içeceklerinizi beraberinizde getirdiyseniz göl manzaralı masalardan birine yerleşebilirsiniz. Yakacağınız mangalda et,balık, tavuk ızgara yapabilirsiniz. Mönünüzü daha da zenginleştirmek istiyorsanız, alabalık üretim çiftliğinden alabileceğiniz veya bilet karşılığı gölden tutabileceğiniz göl alası ve gökkuşağı türü alabalıklarınlezzetine güvenebilirsiniz. Çeşitli çeşmeler su ihtiyacını karşılarken, şarap ve benzeri içecekleri beraberlerinde getirenler yudumlarında doğayı damaklarında hissediyorlar. Bolu Dağı üzerindeki bal ve yöresel meyveler dikkatinizi çekecektir. Koru Otelin marketi yöresel peynirlerin, reçellerin ve çeşitli gıda ürünleri ile hediyelik eşyaların alternatifli olarak bulunabilen yerlerden biri.

Yedigöllerde konaklayabileceiğiniz oteller/moteller

Yedigöller Milli Parkı sahası içinde, villalardan oluÅŸan 31 yataklı bir dinlenme tesisi var. Sınırlı kapasiteye sahip tesiste kalabilmek için Ankara’daki Orman Bölge Müdürlüğü’ne rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.Öte yandan, Bolu’ya 15 km. uzaklıkta, Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Koru Otel, 128 odasındaki 270 yatağıyla ve tüm üniteleriyle yıl boyu hizmet veriyor.Tel: (0-374) 215 25 28 Abant yol ayrımından 3 km. içeride bulunan Petro Club Abant Bey Yaylası Apart Otel. Petro Club’ta 50 apart 250 yatak mevcut.Tel:(0-374) 225 23 61
Abant gölü kıyısı Abant Palas ve Büyük Abant oteli alternatifler olabilir.
Bolu içinde kalmak isteyenler de üç yıldızlı Köroğlu Otel veya Yurdaer Otel ile irtibat kurabilirler. Köroğlu OtelTel: (0-374) 212 53 46 , Yurdaer OtelTel: (0-374) 215 29 03

By admin Add comment

Türkiye’deki Muhafazakar Tatil Köyleri

Nisan 29th, 2008 at 05:23pm Under Etiketler: , , ,
Tatil rehberi

Club Familia Tatil Köyü
Çeşme, İzmir
www.clubfamilia.comYeni Meltem Tatil Köyü
Çesme, İzmir
www.yenimeltemtatilkoyu.com

Åžah Inn Paradise yeni tesis
Kumluca, Antalya
www.sahinnparadise.com

Çam & Çam Tatil Köyü
Kuşadası, Aydın
www.camcamtatilkoyu.com

Fıstıklı Çiçekevler Tatil Köyü
Fıstıklı, Yalova
www.fistiklicicekevler.com

İhlas Armutlu Tatil Köyü
Armutlu, Yalova
www.ihlasarmutlu.com

Eda Garden
Çeşme, İzmir
www.edagarden.com

By admin Add comment

Türkiye’deki Muhafazakar islami Oteller - Antalya, İzmir, Balıkesir, Alanya, ÇeÅŸme

Nisan 29th, 2008 at 05:20pm Under Tatil rehberi

İslami yaşam tarzına uygun otellerin adresleri aşağıda

Beyza Hotel
Altınoluk, Balıkesir
www.beyzahotel.com

Burcclub Hotel Spa&Thalasso
Efes Antik Kent yanı Pamucak sahili, İzmir
www.burcclub.com.tr

Caprice Palace
Didim Akbük Köyü, Aydın
www.capricehotel.com.tr

Åžah Inn Suit
Alanya, Antalya
www.sahinnclub.com

Hare Hotel yeni tesis
Alanya, Antalya
www.harehotel.com

İlay Alanis
Alanya, Antalya
www.ilayalanis.com

İlay Atlıbay Otel
Alanya, Antalya
www.ilayatlibay.com

Club Hotel Karaburun
Karaburun, Alanya
www.clubhotelkaraburun.com

Club Samira
Alanya, Antalya
www.clubsamira.net

DemirtaÅŸ Huzur Hotel
Alanya, Antalya
www.demirtashuzurotel.org

Yeşil Öz Otel yeni tesis
Side, Antalya
www.yesilozotel.com

Club Hotel Asya
Karaburun, İzmir
www.clubasya.com

Club Hotel Berr yeni tesis
Alanya, Antalya
www.clubberr.com

SLG Tulip Otel
Alanya, Antalya
www.tulipotel.com

Yalım Hotel
Fıstıklı Köyü Limanı, Armutlu, Yalova
www.yalimhotel.com

By admin Add comment

Previous Posts


En yeni konular

Kategoriler

Aylik Konular

Dost siteler


Site Haritasi
eXTReMe Tracker